Büyük bir patırtı gürültü içerisinde dün akşam küçük ve cılız bir miting gerçekleştirildi. Mitingin öncesinde yaşananlar, tartışmalar ve mitingin kendisi bize pek çok şey söylemekte ve memleketin yenisinin de eklemlenmesiyle sağ siyasi geleneğinin en çıplak fotoğrafını göstermekte. Bu anlamda kısaca süreçle ilgili şunları ifade edebiliriz:

  • Özgürgün ve heyetinin Ankara ziyaretinin ardından gündeme gelen ‘Demokrasi’ mitingi tartışma kaldırmaz bir biçimde AKP’nin Türkiye’de kurduğu siyasal söylem üzerinden örgütlenen, AKP mitingi olarak kurgulandı. Bu anlamda mitingin demokrasi veya çoğulculuk ile uzaktan yakından bir ilgisi olmadığı bir yana, Türkiye’de darbe girişimi ardından inşası hızlandırılan AKP’nin totaliter, devletçi ve Türk selefi sistemine açık bir destek anlamını taşımaktadır. Buradaki ince nokta, bu desteğin Kıbrıs’ın kuzeyinden doğallığında yükselmiş olması değil, doğrudan AKP ve Erdoğan’ın Türkiye’deki totaliter rejime destek arayışının bir karşılığıdır. Kısaca mitingin esas aktörü AKP ve Erdoğan’dır!
  • Mitingin görünen aktörleri ise -ki bunların hemen hemen hepsinin demokrasi ile isimlerinin yan yana durması bile absürt bir durumdur- bu durumu bir fırsata dönüştürerek, AKP ve Erdoğan ile aralarındaki ilişkiyi pekiştirmek veya Suat Günsel örneğinde olduğu gibi tadil etme amacı taşımaktaydı. Yani kısacası buradaki işlerin iyi gitmesi için biat etme geleneğini yerine getirmek! Bunun için de bugüne kadar demokratikleşme süreçlerine ne ufak bir katkı sağlamayan, bu ülkede yıllardır sivilleşmenin karşısında duranlar, en temel demokratik hak ve özgürlükleri dahi kısıtlamaktan geri durmayanlar, bu ülkenin en çürümüş odaklarını oluşturanlar birden bire demokrasi havarisi kesilebileceğini gördük. Kısacası organizatör ve katılımcı yapıların çoğu için miting AKP karşısında misyonlarını yerine getirme ve bir rahatlama terapisi idi!
  • UBP ve DP açısından ise durum biraz daha farklı. Geçtiğimiz yıllarda AKP’nin UBP ile ama özellikle de DP ile yaşadığı rahatsızlık bilinmekte. UBP ve DP için bu miting aynı zamanda AKP’nin ve Erdoğan’ın isteklerini hiç tereddütsüz yerine getireceklerinin güvencesini verme, araya giren mesafeyi kapama anlamı taşıyordu. Her iki hükümet partisi için de bir yandan AKP’nin siyasi desteğini kazanma kaygısı giderilmeye çalışılırken, mitinge katılım ise her iki hükümet partisine duyulan güveni ve meşruluğu da gözler önüne sermekte. Kaldı ki eylemde atılan ya allah bismillah alahuekber gibi sloganların Kıbrıslı Türk sağıyla da uzaktan yakından alakası yoktu. Kısacası UBP ve DP, AKP ile arayı kapayacak diye, kendi vatandaşlarıyla arayı açmakta!
  • Halkın Partisi’nin ve Özersay’ın mitinge katılım çağrısı yapması ve organizasyona imzacı oluşunun yarattığı tartışma miting tartışmasının önüne geçecek derecede abartıldı. Anlaşılan sol ve liberal kesimler Özersay ve Halkın Partisi’ni hala kafalarda net bir yere yerleştiremediler. Bundan dolayı da AKP mitingine Özersay’ın destek vermesini çok büyük beklenmedik bir olaymış gibi sunulabilmekte ve üzerinden tartışmalar yapılabilmekte. Özersay ve hareketinin siyasi pozisyonunun ‘Yeni Sağ’ olduğunu, yeni sağın başat özelliklerinden birinin de soldan çalma kavramlarla sağ siyaset üretmek olduğunu daha önce yazmıştık. Sağ siyasetin de, sistemin de meşruluk krizi yeni sağ politikalar için güçlü bir zemin oluşturmaktadır. Özersay da en geniş şekilde bu zemini kullanmaya ve içini doldurmaya çalışıyor. Özersay’ın ve Halkın Partisi’nin AKP’ye ‘ben de varım’ demesi için mitinge imza atması gerekiyordu, ve onlar da sağ olmanın gereğini yerine getirdiler. Burada büyütülecek bir mesele yok. Bu anlamda solun bu hareketle ilgili kafalarını netleştirmesi, hınç ve salt tepkiselliklerin yerinde değerlendirmelerin önüne geçtiğini anlama ihtiyacı vardır. Fakat öte yandan eğer Özersay AKP ile Kıbrıslı Türkler’in ilişkisini anlayabilmiş olsaydı, olaya sadece AKP gözüyle değil, Kıbrıslı Türkler gözüyle de bakabilmiş olsaydı, bu mitinge imzacı olmanın kendi siyasi hareketi ve yeni sağ politikalar için de tehlike arz ettiğini anlayabilecekti. Demek ki güç ve iktidar zehirlenmesi ‘yeni’ de olsa eskiler ile aynı çemberin içine sıkıştırabiliyor insanı!
  • Devletin ve hükümet partilerinin organize ettiği, baskı, tehdit ve şantajların havada uçuştuğu, mitinge katılmak için korku ve zorun kullanıldığı bir ortamda AKP’ye destek mitinginin 3 bin kişiyi bile aşmaması organizatörler için tam bir fiyasko anlamı taşıması gerekmekte. Ki bu 3 bin kişinin bir kısmı da zor ve dayatma ile oraya gelen, mağdur edilen fakat güvencesizlikten dolayı konuşamayan insanlar! Fakat ortada açık ve net bir şey var, AKP ile aşk yaşamanın bu ülkedeki bedeli çok ağırdır! Çünkü Kıbrıslı Türkler son 10 yılda AKP ile aşk yaşayanları, AKP’ye biat edenleri çok feci bir şekilde cezalandırdı. Dünkü miting de bu cezalandırmanın hala devam ediyor olduğunu göstermekte. Çünkü Kıbrıslı Türkler AKP’nin dini, sosyal, kültürel ve ekonomik tahakkümünü kabul etmedi, etmemektedir! Bunu kabul eden siyasilere de sandıkta gereken cevabı verdi. Vermeye de devam edecek anlaşılan. Bundan dolayı dünkü miting AKP’ye biat edenler tarafından başarılı sayılabilir, çünkü onlar tarihsel ve güncel sorumluluklarını yerine getirdiler, rahatladılar. Fakat UBP,DP ve HP’nin tabanlarından da olmak üzere Kıbrıslı Türkler’in ezici bir çoğunluğu devlet mitingine katılmayarak biat geleneğine, AKP’ye şükrancılığa ve AKP ile işbirliğine prim vermedi. Kısacası neredeyse tüm parti, sendika ve örgütleriyle darbeye karşı net bir duruş sergileyen Kıbrıslı Türkler, darbeyle birlikte AKP ve Erdoğan’a karşı da net bir duruş sergilemektedir, hala!
  • Mitingde atılan sloganların, özellikle de ‘idam isteriz’ sloganlarının bu ülkenin gerçekliğine ne kadar uzak ve aykırı olduğu apaçık ortada. Bu noktada mitinge destek veren ve imza atan tüm siyasiler, kurumlar ve yapılar atılan her slogandan sorumludur. Fakat daha da vahimi, bu mitingle birlikte az da olsa AKP taraftarlarının, ret cephesinin, barış ve çözüm karşıtlarının, emek düşmanlarının sokakta siyaset yapmasının da önünün açılmış olmasıdır. Hali hazırda çözüm ve barış karşıtı odakların uzunca bir süredir çeşitli örgütlenmeler ve faaliyetler içerisinde olduğu bilinmekte. Bu kesimler düşük katılımlı da olsa bu mitingi sokakta da siyaset yapmaya açılan bir kapı olarak değerlendirecektir. Bundan dolayı solun emek, barış, ekoloji ve toplumsal cinsiyet eşitliği ekseninde sokak siyasetini de geliştirmesi önemlidir.

Açık olan bir şey var!

Kaymakamlıkların, devlet dairelerinin, üniversitelerin, bazı belediyelerin gerek baskı, gerek tehdit, gerekse de şantaj ile kısacası zor ile organize etmeye çalıştığı miting ortada! Kaygının ve korkunun hüküm sürdüğü bir yerde ne demokrasiden ne de özgür iradeden bahsedilebilir! Bu mitingle birlikte karşımıza çıkan siyasi ve sosyal tablo da ortada.

Açık olan bir şey var, Kıbrıslı Türkler AKP’ye de Erdoğan’ın kurmak istediği faşizan-totaliter rejimine de destek vermedi, vermiyor. Açık olan bir şey daha var, Kıbrıslı Türkler AKP’nin ve Erdoğan’ın Kıbrıs’ın kuzeyinde uyguladığı politikalara da destek vermiyor! Açık olan bir şey daha var, Kıbrıslı Türkler AKP ve Erdoğan’a biat edenlere, onlarla aşk yaşayanlara ve onların gözüne girmek çabasındakilere de destek vermiyor! Kıbrıslı Türkler AKP’nin tahakkümünü kabul etmiyor! Herkes bunu bir köşeye yazsın!

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s